Gazete Manşetleri

Sitemizi Beğendiğiniz mi?

Bizi Nerden Buldunuz ?

~ KiMLeR SiTeDe ~

35 ziyaretçi ve kayıtlı kullanıcı yok çevrimiçi

Oca
26
2012
Son güncelleme: -0001-11-30 Yayın tarihi: 2012-01-26
Üst Kategori: Tarih
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0
Kötüİyi 

Bağımsızlık savaşı boyunca da idamlar ve geniş çaplı tutuklamalar oldu. Pek çok Avrupalı hukukçu suçlananları savunmayı reddetti. Köylüler havadan bombalandı ve denizden kruvazörlerle top ateşine maruz bırakıldılar. Bu saldırılar rast gele yapılıyordu. Amaç sadece ayaklananları cezalandırmak değil, aynı zamanda tüm Müslüman nüfusa yerini ve haddini bilmesini öğretmekti. Yerleşimciler kendi resmi olmayan ölüm timlerini kurdular ve binlerce Müslüman öldürdüler. Alman ve İtalyan savaş tutukluları, bu katliamda yer almaları amacıyla serbest bırakıldı.



1945 katliamları ise Fransızların Cezayir’de giriştiği en trajik katliamlardan biri oldu. Le Monde gazetesinin de aktardığı gibi, “Fransa, 8 Mayıs 1945?te Avrupa’da zaferi kutlarken, bu ülkenin ordusu Setif ve Guelma’da binlerce masum sivili katlediyordu; bu olaylar Cezayir bağımsızlığının gerçek başlangıcı olmuştu”.



Ahmed Bin Bella’nın da dile getirdiği gibi Fransızlar, insanlara ve Cezayir kültürüne karşı bir soykırım işlemişti: “Cezayir’in yerli halkının büyük bir bölümü Fransız kolonel yönetiminin başlarında yok edilmişti, 1830?da dört milyonun üzerinde, 1890?da ise 2,5 milyon kişi öldürülmüştü. Sistematik soykırım, Cezayir kültürel kimliğinin vahşice ezilmesiyle sürdürüldü. Yerli Cezayirliler Fransız tebaasıydı ancak İslam dinini ve Arap kültürünü reddettiklerinde Fransız vatandaşı olabiliyorlardı. Bu acımasız kültürsüzleştirme politikası, geriye kalan Cezayirlilerin kendi anadilleri olan Arapça konuşmamaları yönündeki baskı ve Fransız kolonel kültürü dayatması ile sürdü. Cezayir’in yerli Müslüman halkının silah taşımasına ya da kendi politik toplantılarını düzenlemesine izin verilmedi. Katı yasalara maruz bırakıldılar, hatta evlerini ya da köylerini terk etme konusunda bile kolonel yönetimlerinin onayı gerekiyordu.

CEZAYIR SOYKIRIMI KURBANI

Dahası, 2005 yılındaki El Cezire televizyonundaki bir röportajında Ahmed Bin Bella, yüzlerce Cezayirlinin 17 Ekim 1961?de canlı canlı La Sinn Nehri’ne atıldığını ve sürüklenmelerinin seyredildiğini anlatmıştı. Çünkü bu insanlar bağımsızlık istiyor ve Fransız yönetimine karşı ayaklanıyordu. Cezayir gazetesi, la Tribune’in editörü Abdülkerim Gazali, Fransa’nın bağımsız ve egemen Cezayir’in işgalini, Nazi Almanya’sının pek çok Avrupa ülkesini işgaline benzetmiş ve bunun ırkçılık olduğunu yazmıştı. 2005 yılında Cezayir, Fransa’dan kolonel yönetimi sırasında işlediği suçlardan dolayı özür dilemesini talep etti. Cezayir Senatosu sözcüsü Amar Bakhouche, Fransa’nın katliamlar için özür dilememesine tepki göstermişti. Bu konuda Fransa’daki arşivler bugüne kadar kapalı tutuldu. Fransızlar, katliam ve soykırıma dair tüm belgeleri topladı. Pek çok kişi için kapalı tutulan bu arşivler, Fransa’nın Cezayir’deki soykırımının birer kanıtı. Bakhouche, Fransa’nın arşivlerini kapalı tutmasına da tepki gösterdi. Bakhouche, bu dönemde tutulan arşivlerin büyük bir bölümünün Fransa’ya götürüldüğünü ve gizlendiğini belirtiyor: “Arşivler Fransız ve Cezayirlilere açık değil. Bir an önce bunların kamuya açılmasını istiyoruz.”

Fransız Parlamentosu’nun, sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan kararına karşılık Türk Parlamentosu da Fransızların Cezayir’de işlediği soykırımı yasadışı sayan bir tasarıyı gündemine alıyor. Cezayirliler şimdi her 8 Mayıs’ta Fransa’nın Setif kentinde 45 bin Cezayirliyi öldürmesini ve işkenceleri anıyor ve yürüyüşler düzenliyor. Bu yılın Nisan ayındaki Paris ziyaretinde Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Bouteflika, “Kolonileştirme; kimliğimizi, tarihimizi, dilimizi ve geleneklerimizi soykırıma uğrattı” demişti. Fransa’nın tüm çağrılara rağmen soykırım konusundaki olumsuz tavrı nedeniyle 2005 yılında yürürlüğe girmesi beklenen Cezayir-Fransız dostluk anlaşması gerçekleşmedi. Bununla birlikte, ilişkilerin normalleşmesi de çok yavaş ilerliyor. Cezayir her daim, Fransa’nın soykırım için bir özür dilemesini umut etti ve bunun ilişkilerin düzelmesi için gerekli olduğunu belirtti.

FRANSA OSMANLI’DAKİ ERMENİLERİ İSYANA TEŞVİK ETTİ
Fransa’daki Ermeni toplumunun temelleri 1880’li yıllarda Marsilya’da Mighirditch Portokalian tarafından atılmıştır. Mighirditch Portokalian’ın yurttaşlığa geçme ile ilgili Fransa Cumhurbaşkanına sunduğu dilekçe üzerine, 18 Ekim 1892 tarihli kararname ile medeni haklardan yararlanması için, Fransa’da yerleşmesine izin verilmiştir.

Başlangıçta Paris’te yaşayan az sayıda Ermeni vardı. Ermeniler İstanbul’da toplanan bir konferansta, Berlin Antlaşma’sının 61. maddesinin uygulanmasını Fransa’nın ele almasını sağlamak amacıyla Fransa Dışişleri Bakanı nezdinde girişimde bulunmuşlardır.
Gayesi, Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi ile Türkiye Ermenilerine vaat edilen mahalli otonominin süratle tesisi için bütün kanuni propaganda vasıtalarını kullanmak ve antlaşmayı imzalayan devletler nezdinde girişimde bulunmaktı.
Paris’te Armenia başlıklı Fransızca bir gazete basılmakta; müdür olarak da başında Minasse Tcheraz bulunmaktaydı. Ayrıca Haıssadan gazetesi yazarı Jean Broussali, bazı ülkeler nezdinde propaganda faaliyetlerine girişmiş ve Ermeniler lehine müdahale edilmesini sağlamaya çalışmıştır.

Paris’te faaliyetlerde bulunan Ermeni Komitesi Fransız Dışişleri Bakanlığı’na Osmanlı Hükümeti aleyhine gayet ağır bir dilekçe vermiş, Ermenilerin Bakan’ı görmek istekleri reddedilmiş fakat dilekçeleri kabul edilmiştir.

Zeytun Ermenilerinden bir şef ve kendisini Prens olarak tanıtan Haroutioun Tchakirian Londra’dan Paris’e gelmişler, bazı Fransız gazete bürolarını ziyaret etmişlerdir.

Fransa’da bulunan Ermeniler, Fransa Dışişleri bakanından Bitlis’te bir konsolos bulundurmasını istemişlerdir. Bunun üzerine adı geçen bakan, Musul konsolos memurunun Siirt, Bitlis ve Muş’a uğrayak Van’a kadar bir seyahat yapması için emir vermiştir.
Fransa’daki Ermeniler, 1909 yılı Nisan ayında Adana’da meydana gelen olaylar üzerine, Adana olaylarını protesto etmek, şikâyetlerini sunmak ve Adana meselelerinde hükümetin sözde taraflılığını protesto etmek amacıyla, bir miting hazırlamışlardır. Toplantı 30 Eylül günü yapılmış, yaklaşık iki yüz elli kişi bu toplantıya katılmıştır. Toplanan kişiler Paris’teki Ermeni topluluğunu Adana’daki öldürme olaylarının cezalandırılmamasıyla ilgili olarak Ermeni patriğinin protestosuna katılmaları ve aynı anda bu protestolarını Osmanlı Millet Meclisi’ne ve İstanbul’daki Ermeni Millet Meclisi’ne iletmeleri hususunda davet eden bir önergeyi kabul etmişlerdir.



Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti harekete geçmiş ve Paris Büyükelçiliği vasıtasıyla bütün yabancı gazetelere bir tebligat göndermiştir. Paris Büyükelçiliği tarafından Temps gazetesine verilen 24 Mayıs tarihli notayı Druşak Ermeni Komitesi, aynı gazeteye gönderdiği bir mektupla protesto etmiştir.

1912 yılı Aralık ayının sonlarında Paris Ermeni Arhimandriti Vramşabuh Kibaryan Efendi, Londra Büyükelçiler Konferansı’nda Ermeni meselesinin de bahis konusu edilip çözümlenmesini temenni hususunda Fransa cumhurbaşkanına bir mektup göndermiş ve bu mektup Temps gazetesinde yayınlanmıştır.

Türkiye ile Türkler hakkında ağır ifadelerle dolu olan mektupta, Berlin Antlaşması’na imza koyan devletlerle beraber Balkan Savaşı’ndan dolayı bütün meselelerin çözüme kavuşurulması için hemen başlanacak olan müzakereler esnasında Ermeni meselesinin de görüşülmesi Mösyö Fallieres’ten rica olunmuştur.

Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Osmanlı Devleti genel seferberlik ilan etmiştir. Fransa’da bulunan Ermeniler ise Marsilya Rahibi Yagişe Efendi’nin delaletiyle, Nouridjan Efendi’nin başkanlığında bir Ermeni Gönüllü Komitesi kurmuşlardır. Bunlar seferberlik nedeniyle ülkelerine dönmek isteyen bazı Ermeni gençlerini kandırarak Fransa ordusuna gönüllü kaydettirmeye ve hatta bazılarını da tehdit ve korkutma yoluyla gönüllü yazmaya çalışmışlardır.

Ayrıca Alber Foe adlı şahıs ile Şerif Paşa askerlikle yükümlü diğer Osmanlı tebaasını memleketlerine gitmekten vazgeçirerek Paris’te gönüllü yazılmaları için teşvik etmişlerdir. Cenevre Başkonsolosluğu’ndan alınan bir yazıdan Nouridjan’ın Ermenilerden asker toplayıp kaydetmekle görevli olduğu anlaşılmıştır.

Bu dönemde Ermeniler Fransızlara müracaat ederek, Fransız çıkarlarına hizmet etmek için gerekeni yapmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir. Paris’teki Ermeni Komitesi Reisi Arşag Çobanyan, Fransa Dışişleri Bakanı Delcassè’ye bir mektup göndererek, Ermenilerin Fransa’nın Kilikya’daki çıkarlarına saygı gösterdiğini iletmiş ve Fransa’yı oraya davet etmiştir.


FRANSIZLAR ERMENİLERİ NASIL İÇ SİYASET ARACI OLARAK KULLANDILAR?
Fransa’daki Ermeni taraftarları, Ermenileri kendi çıkarları için de kullanmışlardır. Anadolu’da ve Kafkasya’da yaşayan Ermenilere aşırı sevgisiyle bilinen eski Denizcilik Bakanı Mösyö Pelletan’ın başkanlığında yapılan bir toplantıda, Berlin Antlaşması kararlarının tam olarak uygulanmasının gerekli olduğuna dair bir karar alınması teklif edilmiştir.

Fransız parlamenterlerden bazıları Ermenileri seçim malzemesi de yapmışlardır. Tekrar iktidara gelmek isteyen Sosyalist Parti, Ermeni işlerini kendini ön plana çıkarmak, seçimlerde ve parlamentoda faydalanmak amacıyla istismar etmiştir.

Bu amaçla bir de miting düzenlenmiştir. Ermeni Dostları Komiteleri tarafından yapılan bu mitinge Pelletan başkanlık etmiştir. Miting tertipleyicilerinin asıl amacı özellikle Fransa’daki ruhban taraftarları partisini etkilemek, bazı önemli siyasileri ve esas olarak Doğu’daki Alman politikasını eleştirmekten ibaretti. Toplantıya önayak olan Sosyalist milletvekillerin seçim zamanının yaklaşmakta olması yüzünden bu toplantılara katıldıkları anlaşılmıştır.

~~~~~~ ~~~~~~ ~~~~~~ ~~~~~~ HABERİ BEĞEN & PAYLAŞ ~~~~~~ ~~~~~~ ~~~~~~ ~~~~~~

http://www.yukleresim.com/images/24824848813363141175.gif

http://i52.tinypic.com/34j2a2f.gif

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim