Gazete Manşetleri

Sitemizi Beğendiğiniz mi?

Bizi Nerden Buldunuz ?

~ KiMLeR SiTeDe ~

41 ziyaretçi ve kayıtlı kullanıcı yok çevrimiçi

Oca
27
2012
Son güncelleme: 2012-01-27 Yayın tarihi: 2012-01-27
Üst Kategori: Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

2011 yılında Türkiye'de ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre 1 milyon bin 281 kişi artarak, 74 milyon 724 bin 269 kişi oldu. Nüfusun yüzde 50,2'sini (37 milyon 532 bin 954 kişi) erkekler, yüzde 49,8'ini (37 milyon 191 bin 315 kişi) ise kadınlar oluşturdu.

-Sonuçlara göre ülke nüfusunun yarısını, 29,7 yaşından küçükler oluşturuyor

-Toplam nüfusun yüzde 18,2'si İstanbul'da yaşıyor

-En az nüfusa sahip il, 76 bin 724 kişi ile Bayburt oldu

-Nüfusun yüzde yüzde 50,2'sini erkekler, yüzde 49,8'ini ise kadınlar oluşturuyor

-Nüfusun yüzde 76,8'i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor

Türkiye'nin nüfusu 2011 sonu itibariyle 74 milyon 724 bin 269 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ''Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2011 Nüfus Sayımı Sonuçları''nı açıkladı.

 

Gösterim: 43
Oca
27
2012
Son güncelleme: 2012-01-27 Yayın tarihi: 2012-01-27
Üst Kategori: Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

Fransa Senatosu'nun, inkâr yasasını kabul etmesinin ardından Türkiye'nin tavrı merak edilirken, en stratejik ihalelerden biri Fransız devlet şirketine verildi.

Süreç sessiz sedasız devam ederken, sözleşmenin önümüzdeki günlerde imzalanacağı öğrenildi. Fransız Ulusal Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı'nın da ana hissedar olduğu Gemalto şirketinin e-pasaport çipleri için geliştirdiği sistemin güvenilir olmadığı, ABD'de yapılan uluslararası bir konferansta ispatlanmıştı.

Gösterim: 37
Oca
26
2012
Son güncelleme: 2012-01-26 Yayın tarihi: 2012-01-26
Üst Kategori: Tarih
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

Bağımsızlık savaşı boyunca da idamlar ve geniş çaplı tutuklamalar oldu. Pek çok Avrupalı hukukçu suçlananları savunmayı reddetti. Köylüler havadan bombalandı ve denizden kruvazörlerle top ateşine maruz bırakıldılar. Bu saldırılar rast gele yapılıyordu. Amaç sadece ayaklananları cezalandırmak değil, aynı zamanda tüm Müslüman nüfusa yerini ve haddini bilmesini öğretmekti. Yerleşimciler kendi resmi olmayan ölüm timlerini kurdular ve binlerce Müslüman öldürdüler. Alman ve İtalyan savaş tutukluları, bu katliamda yer almaları amacıyla serbest bırakıldı.



1945 katliamları ise Fransızların Cezayir’de giriştiği en trajik katliamlardan biri oldu. Le Monde gazetesinin de aktardığı gibi, “Fransa, 8 Mayıs 1945?te Avrupa’da zaferi kutlarken, bu ülkenin ordusu Setif ve Guelma’da binlerce masum sivili katlediyordu; bu olaylar Cezayir bağımsızlığının gerçek başlangıcı olmuştu”.

Kategori: Dünya Tarihi
Gösterim: 44
Mar
07
2011
Son güncelleme: 2012-01-26 Yayın tarihi: 2011-03-07
Üst Kategori: ROOT
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

 

- Akşam - Birgün - Bugün - Cumhuriyet - Dünya - Fanatik - Fotomaç - Fotospor - Güneş - Habertürk - Hürriyet - Milli Gazete - Milliyet - Posta - Radikal - Sabah - Sözcü - Star - Takvim - Taraf - Türkiye - Vakit - Vatan -   Yeni Asya - Yeni Şafak - Zaman -

Kategori: Gazeteler
Gösterim: 2696
Oca
25
2012
Son güncelleme: 2012-01-25 Yayın tarihi: 2012-01-25
Üst Kategori: Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yıl gerçekleştirilecek reklam kampanyasında, Türkiye'nin turizm çeşitliliğine, kültürel ve tarihi unsurlara geniş yer veriliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gösterim: 51
Oca
24
2012
Son güncelleme: 2012-01-24 Yayın tarihi: 2012-01-24
Üst Kategori: Kütahya Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

İhaleye giren Gediz Belediye Başkanlığı Muratdağında sıcak su arama ve kullanım hakkına sahip oldu.




20-21 nolu Kütahya-Gediz-Muratdağı jeotermal alan ruhsatı ihalesine MTA Genel Müdürlüğü Fizibilite Etütleri Dairesi Ruhsat Hakları Koordinatörlüğünde düzenlenen ihaleye Gediz Belediyesi olarak verilen teklifle ihale alındı.

Bu sahaların ihalesi ile ilgili MTA Genel Müdürlüğüne gidilerek 25-26 Ocak 2012 tarihinde sözleşme imzalanacaktır.

Alınan ihale ile Muratdağında bulunan iki adet jeotermal alanda sıcak su arama ve kullanım izni 30 yıllığına Gediz Belediyesine ait olmuştur.

Gösterim: 31
Oca
24
2012
Son güncelleme: 2012-01-24 Yayın tarihi: 2012-01-24
Üst Kategori: video
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

Gösterim: 41
Oca
06
2012
Son güncelleme: 2012-01-06 Yayın tarihi: 2012-01-06
Üst Kategori: Kültür&Sanat
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0
Yapımcı Faruk Aksoy'un yönetmen koltuğuna da oturduğu ve Türk sinemasının en pahalı filmlerinden biri olan 'Fetih 1453'ün ikinci fragmanı da yayınlandı.

17 Şubat'ta vizyona girecek olan film Babası II. Murat'ın ölümü üzerine ikinci kez tahta çıkan II. Mehmet'in şimdi kafasında gerçekleştirmesi gereken ilk öncelik Bizans İmparatorluğu'nun son toprağı olan Konstantinapolis'i Osmanlı Devleti'ne katmaktır. Bu uğurda ne yapılması gerekiyorsa genç padişah hiçbirinden feragat etmeyecektir...

EN BÜYÜK TARİHİ KAHRAMANLIK FİLMİ

Osmanlı Devleti'ne çağ atlatarak imparatorluğa taşıyan Fatih Sultan Mehmet'in 1451 yılında henüz İstanbul'u alma planları yaptığı dönemden başlayan film, şimdiye kadar çekilmiş en büyük tarihi-kahramanlık projesi olma iddiasında.
Filmde Molla Gürani'yi de yani Fatih'i yetiştiren üstadı ve Fatih Sultan Mehmet'in çocukken aldığı bu eğitim süreçleri de yer alıyor. 3 boyutlu animasyonların da yer aldığı filmin yönetmenliğini Faruk Aksoy üstlenirken, senaryoyu kaleme alan Atilla Engin ve İrfan Saruhan'a Prof.Dr. Feridun Emecen, Doç.Dr. Hülya Tezcan, Doç.Dr. Gülgün Köroğlu, sanat tarihçisi Massimo Farinelli'den oluşan geniş bir danışmanlar kadrosu da eşlik ediyor.

PEK ÇOK ÜLKEDE GÖSTERİME GİRECEK

Yapım süreci 2009 eylülünde başlayan ve 2012'nin ocak ayında tamamlanacak olan film Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de gösterime girecek...

GÖRSEL EFEKTLER DİKKAT ÇEKİYOR

Özellikle görsel efektleriyle dikkat çeken film, yapımı için harcanan parayla adından oldukça söz ettirecek gibi gözüküyor.

 

Kategori: Sinema
Gösterim: 133
Oca
06
2012
Son güncelleme: 2012-01-06 Yayın tarihi: 2012-01-06
Üst Kategori: Dost ve Kardeş Ülkeler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0
Murat DUMAN

Asırlardır farklı millet ve dinlere mensup insanlara ev sahipliği yapması münasebetiyle "Avrupa'nın Kudüs'ü" olarak vasıflandırılan Bosna-Hersek'in başşehri Saraybosna'ya bir grup arkadaşımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz ziyaret, hepimizde derin izler bıraktı. Saraybosna'nın merkezindeki Başçarşı, bizim kültürümüzden ve mimarimizden izler taşıyan bir mekân.

Ülkelerin ruhunu yansıtan şehirler, şehirlerin ruhunu yansıtan mekânlar vardır. Kendine has mimarî ve renkliliğiyle Saraybosna'daki Başçarşı, Avrupa'nın ortasında, klâsik Osmanlı şehir anlayışını ve Türk-İslâm sanatının inceliklerini fevkalâde güzel bir şekilde yansıtmaktadır.

Saraybosna, 1463 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildikten sonra, Trabeviç Dağı'nın eteklerinde yer alan ve bugün "Eski Şehir" (Stari Grad) olarak anılan bölgede önemli imar faaliyetleri başlıyor. Müslüman Boşnakların yaşadığı bu muhitte camiler, medreseler, tekkeler, hanlar, hamamlar, sebiller inşâ ediliyor. Ticaret hayatında temsil ettikleri ahlâk ve dürüstlükle nâm salan Boşnaklar, o tarihlerden itibaren Başçarşı'nın tek katlı, kırmızı kiremitli dükkânlarında rızıklarını kazanmaya çalışıyorlar.

Eski Şehir'de Müslüman halkın yaşadığı Kovaçi Mahallesi'ndeki büyük şehitlikte Bosna'nın efsanevî lideri Aliya İzzet Begoviç'in mezarını ziyaret ediyor, varlığını milletine adayan bu kahraman ve fedakâr insanın ruhuna Fatihalar gönderiyoruz. Şehitlikten aşağıya yürüyüp, tramvay caddesini geçtikten sonra, ortasında zarif, ahşap bir şadırvanın bulunduğu meydana geliyoruz. Tarihî Başçarşı burada başlıyor. Tarihî şadırvanın olağanüstü bir hava kattığı bu meydanın üç tarafı da Başçarşı'yı oluşturan dükkânlarla çevrili. Burada ahşap işçiliğinin çok zarif ve güzel örneklerini görmeniz hâlâ mümkün. Tek katlı eski binaların çoğu savaş zamanında bombardımana mâruz kalıp harap olmasına rağmen, sonradan itinayla onarılmış. Osmanlı dönemi mimarisini çok güzel yansıtan şadırvan da savaş sırasında şarapnel parçalarından ve mermilerden nasibini almış. Şadırvanın etrafında uçuşan güvercinler şimdilerde barışa kanat çırpıyor. Çarşının birkaç yerinde daha, güzellik ve zarafetleriyle dikkat çeken başka çeşmeler de gözümüze çarpıyor.

Saraybosna demek biraz da "Başçarşı" demek. Boşnaklar kendi dillerinin yapısına uygun olarak buraya "Başçarşıya" diyorlar. Osmanlı şehircilik anlayışının tipik bir yansıması olan bu çarşının benzerlerini bazı Anadolu şehirleri ve kasabalarında da görmek mümkün. Başçarşı'da, klâsik Osmanlı çarşılarını oluşturan unsurların hepsi bir arada varlığını koruyor. Burada sokaklar, hanlar, bedestenler ve camiler çok ahenkli bir uyum içerisinde yer alıyor. Başçarşı'da, "Çizmeculuk, Ciltculuk, Kuyumculuk" gibi o tarihlerden kalma sokak isimleri hâlâ yerli yerinde duruyor. Modern çağın eritici unsurlarına rağmen Başçarşı, zamana direnmiş ve orijinal hâlini büyük ölçüde korumuş görünüyor.

1992–1995 arasında Bosna'yı kasıp kavuran savaş döneminde şehrin etrafındaki dağlarda mevzilenen Sırp topçusunun öncelikli hedefleri arasında yer alan Başçarşı, o acı günlerin izlerini neredeyse tamamen silmiş. Yine de bazı binaların duvarlarında tek tük de olsa kurşun izlerini görmek mümkün.

Boşnaklar arasında yaygın bir menkıbeye göre, zamanında Saraybosna'nın ulu kişileri -hattâ bunların arasına Bosna fatihi Sultan Mehmed Han'ı katanlar da var- şehri dört bir taraftan kuşatan tepeleri günlerce adımlamışlar. Gece-gündüz ara vermeden o günkü Saraybosna'nın etrafında daire çizerek Kur'ân-ı Kerîm'i hatmetmiş, tesbih çekmişler. Bu güzel âdet sonraki yüzyıllarda da Saraybosna medreselerinde okuyan talebeler tarafından devam ettirilmiş. Ve o gün bugündür şehrin en karanlık ve umutsuz günlerinde bile düşman Saraybosna'ya girememiş. Yirminci yüzyılın sonlarında yaşanan ve insanlık tarihinin en acı sayfalarından biri olarak daima hatırlanacak olan savaş sırasında Sırplar, üç yıl boyunca şehri kuşattıkları, mâsum insanları aç ve susuz bıraktıkları, katletmeye çalıştıkları hâlde Müslüman halk direnmiş. Tarihî şehir, inanılmaz boyutlardaki askerî güç dengesizliğine, ağır bombardıman sonrasında birçok bölgesi yerle bir olmasına ve tecrit edilip yalnızlaştırılmasına rağmen, acımasız Sırp saldırıları karşısında boyun eğmemiş. Bütün bu yaşananlar, halk arasında, şehrin mânen muhafaza edildiğine dâir inancı artırmış. Tıpkı Mostar'daki Sarı Saltuk'un yattığı Blagay (Alperenler) Tekkesi'ni bombalamak isteyen Hırvatların bir türlü isabetli atış yapamamaları gibi.
Kategori: Bosna Hersek
Gösterim: 156
Ara
21
2011
Son güncelleme: 2011-12-21 Yayın tarihi: 2011-12-21
Üst Kategori: Spor
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

2014 Dünya Kupası grup eleme maçlarının kura çekimi yapıldı.

Türkiye, ilk maçını 7 Eylül 2012'de deplasmanda Hollanda ile yapacak.

A Milli Futbol Takımımız'ın da 2014 Dünya Kupası Elemeleri D Grubu'ndaki fikstürü belli oldu.

2014 Dünya Kupası elemelerinde A Milli Takımımızın yer aldığı D Grubu'nda fikstür, bugün Hollanda'nın Amsterdam kentinde yapılan kura çekimi ile belirlendi.

Sheraton Airport Hotel'de TSİ 10.00'da gerçekleştirilen toplantının başında, federasyon heyetleri fikstür üzerinde daha fazla tartışma yapmanın yersiz olduğu konusunda anlaşınca, doğrudan kura çekimi aşamasına geçildi.

Kura çekimi sonrasında, A Milli Takım'ın fikstürü şu şekilde oluştu:

Kategori: Milli Takım
Gösterim: 63
Ara
19
2011
Son güncelleme: 2011-12-19 Yayın tarihi: 2011-12-19
Üst Kategori: Kültür&Sanat
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

‘Muhteşem Yüzyıl’ın ardından rağbet gören Osmanlı dizilerine bir yenisi daha ekleniyor. Osman Sınav, Abdülhamid dönemini ekrana taşıyor...

 

Usta yönetmen ve yapımcı Osman Sınav, önümüzdeki yıl bir dönem disizi hazırlamak istediğini söyledi. Sınav, ‘turksinemalari.com’a verdiği röportajda Abdülhamid dönemini anlatan bir dizi projesi olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bir çok dönem var, yapmak istediğim. Şu anda üzerinde çalıştığım için paylaşmayı doğru bulmuyorum ama bu aralar Abdülhamid dönemiyle ilgili bir dizi çalışmam var, önümüzdeki sene bunu çekmeyi planlıyorum. Osmanlı Tarihinin geleceğimizde önemli yeri olacaktır. Tarihinizde barışmazsanız, tarihinizle iç içe geçip ordan bir vizyon kazanmazsanız ileriye doğru da gidemezsiniz.”


‘Uzun Hikaye’ için çalışıyor

‘Uzun Hikaye’ adlı yeni sinema filmi hakkında da konuşan Sınav, “Proje kesinleşti, hazırlığını yapıyoruz, Mart- Nisan aylarında çekimlerini yapacağız, ve önümüzdeki sene 19 Ekim’de vizyona çıkarmayı planlıyoruz.” dedi. Bu filmi çekmeyi 11 yıldır düşündüğünü belirten Sınav, şöyle konuştu: “Başrol oyuncumuz Kenan İmirzalıoğlu, casting çalışmaları devam ediyor. Kenan dışında sözleşmesi yapılmış bir oyuncu yok. Film, Mutlu Kutlu’nun ‘Uzun Hikaye’ adlı hikayesinden uyarlama. 1960-70 yıllara ait dönem filmi. Adı gibi ‘Uzun Hikaye’.

 

Kategori: Diziler
Gösterim: 155
Kas
05
2011
Son güncelleme: 2011-11-05 Yayın tarihi: 2011-11-05
Üst Kategori: ROOT
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

“Rabb’in İçin Namaz Kıl, Kurban Kes!” (Kevser: 2)

“Boğazlanan Kurbanlık Hayvanların Ne Etleri Ne de Kanları Allah’a Ulaşmaz. Allah’a Ulaşacak Olan Sizin Takvânızdır.” (Hacc: 37)


“Hiçbir Kul Kurban Günü, Allah Katında Kan Akıtmaktan Daha Sevimli Bir İş Yapamaz. Zira Kesilen Hayvan, Kıyamet Günü Boynuzları İle, Kıllarıyla, Tırnaklarıyla Gelecektir. Hayvanın Kanı Yere Düşmezden Önce, Allah Katında Yüce Bir Mertebeye Ulaşır. Öyle İse Onu Gönül Hoşluğu İle İfâ Edin.” (Tirmizî)

“Hali Vakti Yerinde Olup da, Kurban Kesmeyen Kimse Namazgâhımıza Yaklaşmasın.” (İbn-i Mâce)

“Allah’ın Âyetlerine İnanan Müminler İseniz, Üzerlerine Allah’ın İsmi Anılmış (Besmele İle Kesilmiş) Hayvanlardan Yiyin.” (En’âm: 118)

KURBAN

Kurban, Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmak niyeti ile belli günlerde kesilen hayvana verilen addır.

Kurban kesmek hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kitap, Sünnet ve İcmâ ile sabittir.

Kategori: Dinimiz İslam
Gösterim: 1436
Kas
02
2011
Son güncelleme: 2011-11-02 Yayın tarihi: 2011-11-02
Üst Kategori: Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0
Kurban bayramı yaklaşıyor. Yola çıkacak olan sürücüler bu haberi okumadan yola çıkmasın. İşte trafikteki kara noktalar...
http://www.aktifhaber.com/images/news/279685.jpg

Yetkililer Türkiye’nin değişik bölgelerinde bulunan bu kara noktalarda iyileştirme çalışmalarının sürdüğünü belirterek, sürücülerin daha dikkatli seyretmesi gerektiğine dikkat çekti.

Genel Müdürlüğün internet sitesinde yer alan bilgilere göre, bu noktalar harika üzerinde gösteriliyor.

Bu noktalar ise şöyle; Karasu Kavşağı, Karamürsel-Altınova Yolunun 5. ve 6. kilometresi, İzmir-Uşak yolunun Anbarlar Kavşağı, İzmir-Uşak Yol ayrımı Kütahya Yolunun 2. ve 4. kilometresi, Uşak-Çivril yolunun 39. kilometresi, Hendek-Düzce yolunun 16. kilometresi,

Gerede-Samsun yolunun Karabük Köprülü Kavşağından sonraki 15. ve 23. kilometreleri, Polatlı-Ankara yolunun Haymana Kavşağı, Ankara-Kırıkkale devlet yolunun otoyol kavşağı, Gazipaşa-Anamur yolunun 38.kilometresi, Anamur-Bozyazı yolunun 1. ve 14. kilometreleri, Aydıncık-Silifke yolunun 1. ve 2. kilometreleri, Topaklı-Himmetdede yolunun 21. kilometresi,

Gösterim: 110
Eki
25
2011
Son güncelleme: 2011-10-25 Yayın tarihi: 2011-10-25
Üst Kategori: Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

7.2 büyüklüğündeki depremin vurduğu Van’a yurdun dört bir yanından yardım gidiyor.

http://files.sansursuzhaber.com/Documents/20111025/deprem-1-640_129639926211017677_640%C3%97360_0.jpg

Vatandaşlar ve yardım kuruluşları, Van’a battaniye ve giyecek malzemesi göndermek için otogarlara akın etti. İnternetteki sosyal ağlar aracılığıyla Van’a yönelik yardım seferberliği oluştu. Twitter’da buluşan binlerce kişi, Van için kenetlendi. Depremin yaşandığı bölgeye yardım çağrısı yapan birçok kişi, Van’a kıyafetin yanı sıra battaniye, uyku tulumu, bebek maması, katalitik soba, el feneri, pil gibi eşyaların gönderilmesi yolunda aracılık yapıyor.


Kızılay

- Türk Kızılayı’nın Türk Kızılayı, dün akşam saatlerinde bölgeye gönderilen çadır sayısının 12 bin 891’e, battaniye sayısının ise 25 bin 229’a ulaştığını açıkladı. Kızılay, 3 bin 812 katalitik soba, bin 719 mutfak seti, bin ceset torbası, bin 120 gıda kolisi, 2 bin 320 içme suyu, 5 bin ekmek ve 500 kumanya deprem bölgesine ulaştırıldığını duyurdu. Bölgeye 1 adet mobil fırın ve 21 seyyar mutfak gönderildi. Kızılay’ın 116 kişilik uzman ekibi de deprem bölgesinde görev yapıyor. Kızılay, böygeye toplam bin 500 ünite kan gönderdi.


Sivil Toplum Kuruluşları

- TÜSİAD Yönetim Kurulu, yardımlar için bölgedeki üyeleriyle birlikte bir destek ağı oluşturdu.
- Türk Eczacıları Birliği (TEB), yardım kampanyası başlattı. Toplanacak yardım karşılığında temin edilecek ilaç ve mama, bölgedeki halka ulaştırılacak.
- Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Konya Şubesi 25 ton kahvaltılık malzeme yüklü tırı, deprem bölgesine gönderdi.
- İstanbul Yemek Sanayicileri (İYSAD) ve Türk Kızılayı ile birlikte depremzedelere uçak kargosu ile günlük 20 bin kişilik hazır kumanya ulaştırmak üzere harekete geçti.
- Japon elektronik devi Toshiba, Van’a 220 bin dolar bağışta bulunacağını açıkladı.
- Metro Holding, bağlı kuruluşlardan biri olan Van Et, Türk Kızılayı’na Van’daki depremzedelere dağıtılmak üzere 5 bin kilo et ve şarküteri ürünü bağışladı.
- Su üreticileri, bölgeye 1,5 milyon litre ambalajlı su gönderdi
- Alevi Bektaşi Federasyonu, depremzedeler için battaniye kampanyası başlattı.
- Trabzonspor Kulübü, resmi ürün satış firması TS Club’ın 1 haftalık internetten yapılacak ürünlerinin satış gelirini, Van’daki depremzedelere aktarma kararı aldı.

Gösterim: 239
Eyl
20
2011
Son güncelleme: 2011-09-27 Yayın tarihi: 2011-09-20
Üst Kategori: Kütahya Haberler
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 0

CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Gediz'e bağlı Kayaköy beldesindeki ilköğretim okulunun öğrenci sayısı az olduğu için kapatılması ve öğrencilerin okula gidememesi iddialarına ilişkin, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

Önergede, Kayaköy İlköğretim Okulu öğrencilerinin 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Gediz'e taşınmak istendiği, belde halkı ve yerel yöneticilerin tepkisi ve yargı kararı sonucu taşıma uygulamasından vazgeçildiği için öğrencilerin kendi okullarına devam edebildiği bildirildi.

 

Kütahya'nın Gediz ilçesine bağlı Kayaköy beldesinde, öğrenci sayısının az olduğu gerekçesiyle okulun kapatılması ve taşımalı eğitim hakkının kaldırılması yüzünden öğrencilerin yeni ders yılına başlayamadığı bildirildi.


Kayaköy Belediye Başkanı Erdoğan Dirican, 1926 yılında açılan Kayaköy İlköğretim Okulu'nun, öğrenci azlığı bahane edilerek kapatılması ve taşımalı eğitim haklarının da ellerinden alınması sebebiyle tüm öğrencilerin siyasi olarak cezalandırıldığını söyledi.

 

1926 yılında açıldığı için bölgenin en eski okulu olarak dikkat çeken okulun, Gediz taşıma haritasına bakıldığında merkez konumunda görülmekte olduğunu belirten Kayaköy Belediye Başkanı Erdoğan Dirican, 7 Doktor, 8 Mühendis, 90 öğretmen yetiştiren ve diğer alanlarda 100'ün üzerinde üniversite mezunu bulunan Kayaköy beldesinin oldukça yüksek okuma oranına sahip olduğunu ifade etti.

 

Bu ülkeye yetiştirdiği insanlarla adeta gurur abidesi haline gelen okulun çeşitli bahanelerle kapatılmasına siyasi bir entrika olarak değerlendirdiğini ileri süren Belediye Başkanı Erdoğan Dirican, "Okulumuz siyasete alet edilip üç dönemdir kapatma kararı çıkarılmış bir dönem taşıma kapsamına alınmıştır. Gediz İlçesinin kapatma kararı iki kez ayrı ayrı idare mahkemesine dava açılmış her iki davada lehimize sonuçlanarak okulun kapatılması iptal edilmiştir. Okulun açılması yönünde karar çıkmasına rağmen okulumuz yöneticisi ve öğretmenleri okul kapatıldığı gerekçesiyle tüm personelin tayinleri çıkarılmış ve okulumuz öğretmensiz bırakılmıştır. Kayaköy, Gediz İlçesinde tek CHP'li beldedir. Okulun kapatılması için yasal yönden çıkış yolu bulunamadı. Siyasi tercih yüzünden çeşitli bahaneler uydurulup, geleceğimiz olan masum öğrencileri cezalandırıyorlar. Okulumuz taşıma merkezi seçilmeli. Çünkü Kayaköy İlköğretim Okulu yerleşim yerlerine merkez konumundadır. Merkez Seçilmelidir. Birinci mahkeme kararında bu durum bilirkişinin incelemesi sunucunda ortaya çıkmış ve İdare Mahkemesi kararında bu duruma yer vermiştir" dedi.

 

Kayaköy Belediyesi ve okulun davasını yürüten Avukat Şeref Han ise, yaklaşık üç yıldan beri açık kalma savaşı veren Kayaköy İlköğretim Okulu'nun bir siyasi kan davasına dönüşen boş çekişmeler yüzünden belde halkıyla birlikte tüm öğrencilerin cezalandırıldığını söyledi.

 

 

Gösterim: 373
Eyl
02
2011
Son güncelleme: 2011-09-02 Yayın tarihi: 2011-09-02
Üst Kategori: ROOT
Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlemesi: / 1

BİRINCI BÖLÜM COĞRAFİ KONUM VE SOSYAL YAPI

http://www.gurlek.bel.tr/resim/galeri2/web/images/59.jpg


I. KISIM: KASABANIN TARİHÇESİ, COĞRAFİ KONUMU VE MADDİ ŞARTLARI

A-KASABININ TARİHÇESİ

Kasabamız Gediz ilçesinin kuzeybatısına Şaphane Dağları'nın eteğinde kurulmuştur; Kasabamız Gediz ilçesine Pınarbaşı yolu ile 7 km. Çeltikçi köyü ile 17 km. uzaklıktadır. Köyün önceleri ören mevkiinde kurulduğu bilinmektedir kalıntılar mevcuttur eski kurulum yerlerine ören de denilmektedir. Bugünkü yerine M.S, 1300 yıllarında kurulduğu sanılmaktadır.
Dağın eteğinde yerleşmesinin nedeni hayvancılıkla uğraşmalarından ileri gelmektedir. Yerleşim yerinin otlak alanları geniş suyu bol olan bir yöredir. Kasabamızın yerleşim yerinin o zamanlar her yönüyle çayırlık ve ormanlık olduğu söylenir.

Çevresinin gür ormanlarla kaplı oluşu ve kaynak suyunun çıkarmış olduğu gürültü (ses) nedeni ile CİVARI GÜRLEK adını almıştır.

Güzelim ormanlar o zamanda yaşayan insanlar tarafından odun, bina yapımı, yangın,çevrenin düğün odunu, yakacak olarak kullanılmış ve yok edilmiştir. Köylüler odunu ve çevre köylere ve Gediz'e ücretsiz olarak dağıtmışlardır.

Kategori: Gediz Genel
Gösterim: 2617

http://www.yukleresim.com/images/24824848813363141175.gif

http://i52.tinypic.com/34j2a2f.gif

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim