KÜTAHYA'DA ÇİNİCİLİK

1 -  Kütahya Çini Sanatı :

          İlimizin  simgesi ve onu bütün dünyaya tanıtan "Çinicilik" Kütahya 'da önemli bir   sanat olmanın yanında bir geçim koludur da.

          Kütahya  'da Friglerle başlayan seramik yapımı Bizans Devri sonuna kadar sürekli  gelişme  göstermiştir. Kütahya 100 yılı aşkın bir süre Selçuklularla  Bizanslılar arasında tampon bölge olarak kalmıştır. Bu devirde çinicilik  Bizans ve Selçuklu Sanatının özelliklerini  birlikte kullanmıştır. Daha  sonra Beylikler Devrine giren Kütahya 'da Osmanlı etkisi görülmeye  başlamıştır.

         1314  tarihli Vacidiye Medresesindeki Abdülvacit Efendinin Sandukasında 1428  tarihli Yakup Bey  Türbesi 'nde ilk Osmanlı Devri renkli sırlı çini  tuğlalar kullanıldığı görülmektedir. 15. yy. Osmanlı seramik ve çini  sanatı mavi beyaz grubu çinileri ile dikkati çeker. Bu  orijinal mavi  beyazlar Hisarbey Camii (1487), Kükürt Köyü Camiin (1697) de görülmüştür.  15. yy mavi beyaz çiniler Kütahya 'nın bazı yapıları yanında İstanbul ve  Kudüs  mimari eserlerinde de kullanılmıştır. 16.yy da Kütahya Çini ve  Seramik sanatı faaliyetlerinin yavaşladığı görülmekle beraber İstanbul ve  diğer önemli merkezlerde yapılan  mimari eserlerde Kütahya çinilerinin  kullanıldığı görülür. 1528 - 1529 tarihli Gebze - Çoban Mustafa Paşa  Türbesinde, 1522 tarihli Manisa Valide Sultan Camiinde, Topkapı  Sarayının  çeşitli ünitelerinde Kütahya mavi beyaz çinileri  kullanılmıştır.

          Günümüzde  ihraç malları arasına giren desen ve renk zenginliği kazanan Kütahya  Çiniciliği  olumlu bir yoldadır. 30 kadar irili ufaklı atölyede yapılan  çalışmalar sonucu yapılan çiniler Türkiye ve Dünyanın pek çok eserini  süslemektedir.

2-  Kütahya 'da Çinicilik Yöntemleri : 

          Çinicilikte  kullanılan hammaddeler, Kütahya ve komşu illerden sağlanmaktadır. Bu   hammaddeler, plastik ve plastik olmayanlar diye ikiye ayrılır. Plastik  hammaddeler grubuna "Kırklar Toprağı", "Gri Bilecik Kili", "Maya" ve   "Çamaşır Kili", Plastik olmayan hammaddeler grubuna "Çakmak Taşı", "Beyaz  Bilecik Kili" ve "Tebeşir" girmektedir.

          Bu  hammaddelerin belli oranlarda karıştırılmalarıyla "Çark", "Döküm" ve   "Pres" diye adlandırılan üç tür harman hazırlanır. Çark harmanında; düz  duvar tabağı, vazo, saksı ve şekerlik, döküm harmanında; biblo, bardak,  tabak ve küllük, pres  harmanında; düz yada desenli duvar plakaları  yapılır. Ocaklardan gelen hammaddeler önce öğütülür, çakmak taşı ile bir  değirmende kuru olarak karıştırılır. Plastik hammaddeler  harman yapılarak,  havuzlarda 1-2 gün bekletildikten sonra elek ya da bezden geçirilerek  20-25 gün dinlendirilir. Plastik olmayan hammaddeler de kaynatılarak  süzülür ve  harmana eklenir. Dinlendirilmiş harman, kapalı suyu alındıktan  sonra alçı kalıplara dökülür yada eski fırın plakaları üzerine yayılır.  Böylece, harmanın bileşimindeki su oranı  ile plastik maddelerin  bileşimindeki su oranı eşitlenir. Döküm harmanı, çoğunlukla  imalathanelerdeki çark harmanında hazırlanır. Kimi imalathanelerde, çark  harmanına  belli oranlarda çakmak taşı eklenir. Pres harmanı ise, kuru  olarak hazırlanır.

          Harmana  "Çark", "Torna", "Döküm" ya da "Pres" ile biçim  verilir. Çarkların çoğu  ayak ile işletilir. Pres kalıplarının çoğu ahşaptır. Alçı kalıplarında  kullanılan alçının niteliği çok düşük ve teknoloji ilkeldir.

          Kurutma, kışın  kapalı yerlerdeki raflarda, yazın ise açık havada yapılır. Plakalar   püskürtme, diğer ürünler daldırma yoluyla sırlanır.

          Değişik büyüklükte  tuğlaların dizilmesi ile silindir biçiminde yapılan fırınlar, ateş hane  ve  pişirme bölümlerinden oluşur. Pişirme bölümünde raflar kurutulmuştur. Ateş  hane bölümünün her iki yanında, sırçanın pişirildiği, pişirme bölümünün  "Göz"  penceresinden kontrol edilir. Pişirme sıcaklığı 11-14 saatte 800 -  950 dereceye ulaşır. İlki daha düşük ısıda olmak üzere "Çift Pişirme"  uygulanır. Çini yapımında  kullanılan boyalar yerli ve yabancı kaynaklardan  sağlanır. Yerli boyalar, genellikle oksitlerden yapılan açık yeşil,  turkuaz, kırmızı ve siyah, yabancı boyalar ise sarı, koyu  yeşil ve  laciverttir. Boyama, sulama ve pişirme ilkel yöntemlerle yapıldığından  zayıf türdeş olmayan ve birbirine karışan değişik renkler  oluşturulur.